Bu ne biçim satıhtır yahu?


3 Kasım 2010 Çarşamba 03:11
O elbette öyle diyecek, demek zorunda. "Üç ay sonra koltuğum tartışmalı duruma düşecek" diyemez ya...

Bu seçime yönelik hiçbir umutları olmadığı gibi, gelecek seçime yönelik beklentileri de yok. "Şimdi olmasa bile 2015'te bu iş tamamdır" diyebilen çıkamıyor.

Bu iktidarı devirmek için "hiç olmazsa bir CHP-MHP koalisyonu" umudunu yeşertenler, sökmeyeceğini görünce vazgeçtiler.

Hele hele, Saadet Partisi, Demokrat Parti gibi küçük partilerden medet umacak kadar şaşıranlar, artık onların lafını bile etmiyorlar.

Ne yapacaklarını bilemiyorlar...

Bir yandan da korkuyorlar.

Kendi korkularını topluma sıvayıp ülkede bir "korku ortamı" kurulmuş havasını yaymaya çalışıyorlar, halkın umurunda değil.

İşlerinin bittiğinin farkındalar. Bu onları büsbütün hırçınlaştırıyor.

Haziran ayının ortalarından başlayarak kendi küçük ve güdük dünyalarına dönecekler, Kılıçdaroğlu'nu devirip yerine yeni bir adam bulma arayışına ve kavgasına girecekler.

Onlar öyle didişedursunlar, "yeni bir Türkiye" kurulacak.

Halk bunu gördü ve kabul etti, kabul ettiğini üç ay sonra tescil de edecek.

Bu nedenle de, seçime üç ay kala ortada hiçbir "heyecan" da yok. Hiçbir "merak" yok, hiçbir "endişe" yok. Basın çığlıklar atıyor, halk sessiz sedasız bekliyor. Tokat da geliyor.

"Sath-ı mail" falan değil bu, sath-ı ufki... Eğik düzlem değil, yatay düzlem.

Ben o yeni Türkiye'nin sıra neferlerinden biriyim.

Yaşayacağım kadar yaşadım, çok kötü günlerim de çok iyi günlerim de oldu. Elli dokuz yıla seksen dokuz yıllık tecrübe sığdırdım. Onun rahatlığı içinde yazıp söylüyorum yazılıp söylenemeyen gerçekleri... Çünkü görevim budur.

Gerçeklerin kimin işine yarayıp kimin çıkarını bozacağı benim sorunum değildir.

Görevimi yaptım. Ülkeme borcumu ödedim. Elim ayağım tuttukça daha da öderim.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

    Gündem

    Siyaset

    Teknoloji

    Yukarı Çık